Ghosts I Hayaletler

 

Artists | Sanatçılar: Ali Emir Tapan, Bahar Yürükoğlu, Begüm Yamanlar, Canavar, Can Büyükberber, Ceylan Göksel, Eda Aslan, Guido Casaretto, Ilgın Seymen, Pınar Marul, Pınar Yoldaş, Sabo, Uğur Engin Deniz, Zeynep Kaynar

Curators | Küratörler: Collective Çukurcuma (Naz Cuguoğlu, Mine Kaplangı, Serhat Cacekli)

Dates | Tarihler: 4 – 20 Mayıs, 2018 I May 4-20, 2018
Opening | Açılış: 3 Mayıs Perşembe I 3 May Thursday, 19.00 I 7 pm
Place | Mekan: ANY, Arnavutköy

Departing from the Derridean concept of “hauntology,” Red Bull Art Around Arnavutköy brings this year the works of 14 artists together around the theme of “Ghosts.” The exhibition connects a never-ending nostalgia feeling towards the past with an unrealized imaginary of future. With reference to those dreams which had once been dreamt of and later got detached in some way from our collective memory, the exhibition raises the question: “How many different ghosts do we hold inside?”

In terms of time and place, the neighborhood of Arnavutköy is at the center of “Ghosts” and the exhibition moves on a trajectory following this neighborhood’s past, destruction, annihilation, rebirth and hidden parts. Can Büyükberber contributes to the exhibition with an interactive augmented reality work that is installed in the pub “Any”, located in one of the oldest manor houses of Arnavutköy. While taking part in the work, the audience finds themselves to be identifying with an anonymous identity of future. This identity might be conceived as an otherworldly being, a ghost of the past or a representation of the consciousness that has left the body. Canavar’s mural painting is placed on the facade of a building in one of the backstreets of Arnavutköy. This mural which is the opening gate of the exhibition to the underground makes a reference to the past, bringing into light the insects as both nourishing and consuming parts of the ecosystem.

Bahar Yürükoğlu’s installation that she produced with colorful plexiglasses for a hidden garden in the backstreets of the neighborhood binds together the end points of the natural and the superficial. The installation conceptualizes a space for the future and thus questions the binaries, such as existence and absence, past and future, nature and civilization. Constructing an alternative imaginary of future through links to biology, ecology and art, sculptures of Pınar Yoldaş are reminiscent of a queer imaginary of the future, thanks to their cyborglike structures. Communicating with the audience from inside a fisherman’s aquarium, these sculptures also propose a distinctive ecosystem.

Ali Emir Tapan’s audience-centered performance in a desolated warehouse is chasing up those ghosts that we create on the virtual space. He questions the contemporary notions of “surveillance” and “voyeur” by putting the viewer into the position of the “viewed.” Guido Casaretto’s sculpture, resembling a meteor that hit the earth, is both challenging for the audience’s optical and physical perception, and also interpretive for the rupture in Arnavutköy’s demographic structure. Ilgın Seymen’s installation recalls a chemical reaction, taking place on a fishing boat on the coast. Underlining the toxic features of the plastic materials that we use in daily life, this work brings up the issues of sea pollution in Arnavutköy and the problematic way that Kazıklı Yol—the built road on the sea—relates to the environment.

Uğur Engin Deniz’s video is transforming a view of the neighborhood—a once-existed view that we only see the traces of today—into abstract and geometrical images, cross-layering the ever-changing architecture of the neighborhood on a trans-historical level. Sabo’s paintings and drawings narrate a fictive story by transforming the house it is located in. A scientist who lived in Arnavutköy and a virus which contaminate the residents of the neighborhood are the main characters of this story.

Begüm Yamanlar’s video, resembling the layered texture of the neighborhood, confronts us in one of the backstreets, located inside an arched structure that survived the centuries. Eda Aslan’s installation, showcasing the sculpture molds that are not used anymore, stands like a monument dedicated to the former residents of the neighborhood. Each of these amorphous objects vivifies an individual work, reminding the shell of a being which has long lost its essence. Pınar Marul’s installation emerges at the outer surface of a manor house from 1898 that was used to be a dress-making atelier in the service of the palace. With its mystical appearance and delicate form, the work carries the undesirable and the invasive power in its core. Ceylan Göksel’s sound installation of anonymous drone sounds emanating from an unknown source absorbs the sound scape of the neighborhood into a dystopian construction. Zeynep Kaynar’s photograph selected as a result of an open call which addressed the students meets with the visitors in the front of the walls surrounding the church, located at the heart of Arnavutköy.

In parallel with the works that 14 artists created for the specific spots of the neighborhood, conversation meetings with the artists and curators, night tours and “spooky” video screenings are organized as parts of the exhibition program this year.

May 10, Thursday
20.00-21.00 Conversation with the artists and curators: Bahar Yürükoğlu, Sabo, Eda Aslan, Pınar Marul, Ilgın Seymen & Collective Çukurcuma (Naz Cuguoğlu, Mine Kaplangı, Serhat Cacekli)
21.00-22.00 Night Exhibition Tour with the Curators

May, 12 Saturday
20.00 – 21.00 Performance: ‘This is the end, beautiful friend’, biriken

May, 13 Sunday
20.00 – 21.00 Performance: ‘This is the end, beautiful friend’, biriken

May 17, Thursday
20.00-21.00 “Spooky” video screening (TBA)
21.00-22.00 Night Exhibition Tour with the Curators

May 20, Sunday
14.00-15.00 Exhibition Tour with the Curators

Facebook event: https://www.facebook.com/events/1830590413913256/

———————————————————————————————————

Red Bull Art Around Arnavutköy sergisi bu sene Derrida’nın “hauntology” kavramından yola çıkarak “Hayaletler” teması üzerinden 14 sanatçının eserlerini izleyiciyle buluşturuyor. Geçmişe dair bitmeyen bir nostalji duygusunu hiçbir zaman gerçekleşmemiş bir gelecek tahayyülüyle bir araya getiren sergi, bir zamanlar düşlenmiş fakat kolektif hafızamızdan bir şekilde kayıp gitmiş hayallerden hareket ediyor ve soruyor: “İçimizde kaç farklı hayaleti barındırıyoruz?”

“Hayaletler” sergisi zaman ve mekân bağlamında Arnavutköy’ü merkezine alarak semtin geçmişi, tahribatı, yok oluşu, yeniden doğuşu ve sakladıkları üzerinden bir kurguyu takip ediyor. Can Büyükberber Arnavutköy’ün eski köşklerinden birinde bulunan Any adlı mekanın içerisinde interaktif bir artırılmış gerçeklik işi ile sergiye katılıyor. İzleyiciler bu işin parçası haline gelirken, kendilerini anonim bir gelecek kimliğine bürünürken buluyorlar. Bu kimlik öteki dünyalardan bir varlık, geçmişten bir hayalet, veya bedenden ayrılan bir bilinç temsili olarak da düşünülebilir. Canavar’ın mural çalışması, Arnavutköy’ün arka sokaklarında bulunan bir binanın cephesine konumlanıyor. Serginin yer altına açılan kapısı niteliğindeki bu mural, toprağın altındaki böcekleri, ekosistemin hem besleyici hem de tüketici bir parçası olarak, geçen zamana referansta bulunarak gün yüzüne çıkarıyor.

Bahar Yürükoğlu’nun semtin arka sokaklarında gizlenmiş bir bahçe için renkli pleksiglaslardan ürettiği yerleştirmesi doğal ile yapayın uç noktalarını bir araya getiriyor. Geleceğe dair yeni bir mekân kurgusu yaratan bu yerleştirme, varlık ve yokluk, geçmiş ve gelecek, doğa ve medeniyet gibi ikilikleri sorguluyor. Alternatif gelecekler üzerine tahayyülü biyoloji, ekoloji ve sanatın ortaklığıyla kurgulayan Pınar Yoldaş’ın heykelleri cyborgvari yapılarıyla kuir bir gelecek tahayyülünün perdesini aralıyor. Bir balıkçının akvaryumunda izleyiciyle buluşan bu heykeller, aynı zamanda farklı bir ekosistem önerisi sunuyor.

Ali Emir Tapan’ın izleyiciyi merkezine alan performansı, terk edilmiş bir depoda, sanal ortamda yarattığımız hayaletlerin izini sürüyor. İzleyiciyi “izlenen” rolüne büründürerek günümüzdeki “gözet(le)me” ve “voyeur” kavramlarını sorguluyor. Guido Casaretto’nun yeryüzüne düşmüş bir meteoru andıran heykeli, izleyicinin optik ve fiziksel algılarına meydan okurken aynı zamanda Arnavutköy’ün demografik yapısındaki kırılmaya dair bir yorum getiriyor. Ilgın Seymen’in yerleştirmesi kıyıya bağlı bir balıkçı teknesi üzerinde gerçekleşen bir kimyasal tepkimeyi andırıyor. Günlük hayatta kullandığımız plastik malzemelerin toksik yönlerini vurgulayan bu çalışma, Arnavutköy’deki deniz kirliliği ve Kazıklı Yol özelinde çevreyle kurulan problemli ilişkiyi gündeme getiriyor.

Uğur Engin Deniz’in video çalışması, Arnavutköy’ün eskiden var olan şimdi ise sadece izlerini görebildiğimiz bir manzarasını soyut ve geometrik imgelere dönüştürürken semtin değişen mimarisini zaman-üstü bir düzlemde üst üste bindiriyor. Sabo’nun resim ve desenleri, sergilendiği mekanı biçimlendirerek kurgusal bir hikaye yaratıyor. Bu hikayenin baş kahramanları ise Arnavutköy’de yaşamış bir bilim adamı ve semtin sakinlerini etkisi altına alan bir virüs. Begüm Yamanlar’ın semtin katmanlı dokusunu hatırlatan video çalışması ise ara sokakların birinde, yüzyıllar öncesinden kalan kemerli bir yapının içinde karşımıza çıkıyor.

Eda Aslan’ın artık kullanılmayan alçı heykel kalıplarından oluşan yerleştirmesi ise semtin geçmişteki sakinlerine bir anıt niteliğinde. Her biri ayrı bir esere hayat veren bu amorf objeler, artık özünü kaybeden bir varlığın kabuklarını andırıyorlar. Pınar Marul’un yerleştirmesi ise eskiden saraya kıyafet yapan bir atölye olarak kullanılan, 1898’den kalma bir köşkün dış cephesinde beliriyor. Bu dünyaya ait olmayan görünümü ve narin yapısıyla istenmeyeni ve istila edici gücü bünyesinde barındırıyor. Ceylan Göksel’in buluntu drone sesleriyle kurguladığı kaynağını göremediğimiz ses yerleştirmesi ise semtin ara sokaklarının ses peyzajını distopik bir kurguya dahil ediyor. Açık çağrı ile yapılan öğrenci başvuruları arasından seçilen Zeynep Kaynar’ın fotoğraf çalışması ise Arnavutköy merkezindeki kiliseyi çevreleyen duvarların önünde karşımıza çıkıyor.

Bu sene 14 farklı sanatçıdan semtin farklı noktaları için özel kurgulanmış eserleri dışında programa sanatçı ve küratörlerle sohbet buluşmaları, gece yürüyüşleri ve video gösterimleri de ekleniyor.

10 Mayıs Perşembe
20.00-21.00 Sanatçılar ve küratörlerle sohbet: Bahar Yürükoğlu, Sabo, Eda Aslan, Pınar Marul, Ilgın Seymen & Collective Çukurcuma (Naz Cuguoğlu, Mine Kaplangı, Serhat Cacekli)
21.00-22.00 Küratörlerle Gece Sergi Turu

12 Mayıs Cumartesi
20.00 – 21.00 Performans: ‘This is the end, beautiful friend’, biriken

13 Mayıs Pazar
20.00 – 21.00 Performans: ‘This is the end, beautiful friend’, biriken

17 Mayıs Perşembe
20.00-21.00 Video gösterimi (TBA)
21.00-22.00 Küratörlerle Gece Sergi Turu

20 Mayıs Pazar
14.00-15.00 Küratörlerle Sergi Turu

Facebook etkinlik sayfası:
https://www.facebook.com/events/1830590413913256/

Begüm Yamanlar Tahribat / Damage, 2017 Video yerleştirme / Video installation 03’04”, Ed. 4+1 A.P.

Pınar Yoldaş “Designer Babies” serisinden, 2018 Üç boyutlu baskılar

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s